Rovies’ de gerceklesen antinazi kampinda Varol Celiker’in kuzey Kıbrıs’da ki durum değerlendirmesi

Bu yıl 25.si düzenlenen YRE kampında gerçekleşen etkinlikte konuşan ve Kıbrıs’daki Yeni Enternasyonalist Sol üyesi olan Varol Çeliker’in değerlendirmesinin başlığıYunan-Türk ilişkisi: yarış ve savaş tehditi” başlığı altında gerçekleşti.

 

İlk olarak kuzey Kıbrıs’ta son 40 yılın içindeki mevcut siyasal ve ekonomik durumundan çok kısa olarak bahsetmek istiyorum. Bütün iç işlerimiz Türkiye hükümetine bağlıdır. Şunu demek istiyorum; Askerimiz, Polisimiz, itfayecimiz ve hatta sivil savunmamız da TSK’ya bağlıdır. Devlet dairesinde çalışmakta olan memurların maaşlarınin en az %60-70’i Türkiye hükümeti tarafından karşılanmaktadır. Kuzey Kıbrıs Merkez Bankası da Türkiye hükümetine bağlıdır ve durum böyle olunca ekonomimizi de TC hükümeti yönetmektedir.

Her yıl Türkiye ile ekonomi antlaşması imzalanmaktadır. Bu protokole benzetme yapmak gerekirse, Yunanistanın Troika ile antlaşma yapması gibi bir durumla karşı karşıyayız. 2009-2011 yıllarında Türkiye hükümeti tarafından önerilen ve KKTC hükümeti tarafından desteklenen maaşlarda, kamu harcamalarında, eğitimde ve sağlıkdaki kesinitilere, şimdi de hava alanının, su işleri dairesinin ve elektirik kurumunun özelleştirilmesini öngören neo liberal politikalar uygulanmaya çalışılıyor. Bu uygulamalarla birlikte ve TL para biriminin değer kaybetmesi, Kıbrısın Kuzeyinde yaşayan insanların hayatını çok zorlaştırıyor.

Türkiye Hükümetinin şimdiye kadar kuzey Kıbrıs’a uyguladığı bu yaptırımlara destek hep sağ görüşlü partilerden gelmiştir ve hala daha desteklerini sürdürmektedirler. Tabi ki bu duruma isyan eden sol görüşlü parti ve sendikalar vardır. Fakat Sol partilerin tutarsız ve mecliste zayıf olmaları nedeniyle pek varlık gösterememektedirler. Sol görüşlü sendikalar tepki ve isyan yönünde daha aktif ve başarılıdırlar.

Şu anda TC Hükümetinin bu yaptırımlarından halkın yaklaşık %60’ı memnun değil. Bu orana 74’den sonra Türkiye den Kıbrıs’a gelen göçmenler de dahildir. Fakat, Türkiyesiz barış içinde bir yaşam önerisi sunan alternatif bir hareket veya parti de maalesef yoktur.

Biraz da kuzey Kıbrıs’daki Basın Özgürlüğünden bahsetmek istiyorum. Basın özgürlüğünde kısmen bir kısıtlama yok, tabii TC hükümetinden tepki gelmezse.

Bildiğiniz gibi geçtiğimiz aylarda TSK’nın Afrin’e askeri hareketi olmuştur. Ayni günde kuzey Kıbrıs Lefkoşada yayın yapmakta olan AFRİKA gazetesi “Türkiyeden Bir İşgal Hareketi Daha” adı altında manşet attmıştır. TC cumhurbaşkanı Erdoğan bu manşete büyük tepki gösterdi ve “Kuzey Kıbrıstaki kardeşlerimiz Afrika gazetesine gereken cevabı verecektir” diyerek tepkisini göstermiştir. Yani verdiği tepki kısaca “saldırın” emri içeriyor.

Hemen akabinde 300 kadar faşist grub taş ve sopalarla Afrika yayın evine saldırdılarmışlardır. Afrika gazetesi çalısanları ve yazarları linç edilmekten zor kurtulmuşlardır. Polis de olay yerindeydi. Fakat sadece seyretmekle yetinip hiçbir şekilde saldırıyı durdurma müdahalesinde bulunmamışlardır. Daha sonra özel birlik gelmiş ve olaya müdahale etmiştir. Sadırganlar tutuklanmış ve hapis cezası almışlardır fakat savcının baskılarıyla erken salıverilmişlerdir.

Halkın bu olaya tepkisi gecikmemiştir. Bu olaydan beş gün sonra protesto yapılmıştır. Bu protesto sağnak yağmur altında gerçekleşmesine rağmen 5 binin üzerinde insan katılmıştır. Bu rakam kuzey Kıbrısın nüfusuna göre oranlanırsa çok yüksek bir rakamdır. Ayrıca bu mitinge çocuklu aileler, Türkiyeli göçmenler, Kürtler, Öğrenciler, Türkçe Konuşan Kıbrıslılar yani herkes bu katılmıştır. Protestoda muhteşem bir atmosfere sahipti.

Son olarak Kıbrıs sorununa ve buna bağlı olarak Kıbrısta mevcut olan Doğal Gaz sorunlarına çok kısa olarak değinmek istiyorum. Hiçbir ülke tarafından tanınmamış ve hatta TC tarafından da tanınmamış olan KKTC cumhurbaşkanı Sn Mustafa Akıncı ile Kıbrıs cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Sn Nikos Anastasiadis Kıbrıs Sorunu çözümü için aralarında müzakereler gerçekleşmiştir. Fakat somut bir sonuca ulaşamamışlardır. Belli ki liderler barış getirmeyecek ve yalnızca iktidar sınıfının çıkarları için çalışacaklardır.

Bunun sonucunda olan yine bize yani Türkçe konuşan Kıbrıslılara olmuştur. Bir yandan elimizde tanınmamış KKTC pasaportu, diğer bir yandan Kıbrıs Cumhuriyeti pasaportu. Ne olduğumuz belli değil.

Müzakerelerin çökmesiyle birlikte, TC hükümetine bağlı bazı bakanlar Kuzey Kıbrıs ın Türkiye nin 82. Viayeti olmasından bahsetmeye başladılar. Tabii Kuzey Kıbrıstaki sağ partiler bu entegrasyon planına hemfikir oldular. Evet, şimdilik böyle birşeyin gercekleşmesi zor fakat yine de bu tehlikeyi de gözardı etmememiz gerekir.

Kıbrıs sorunu yetmezmiş gibi bir de doğal gaz sorunu ortaya çıktı. Sn Akıncı, “Kıbrısın güneyinde bulunan doğal gazdan bizimde hakkımız var” diyor. Diğer yandan Sn Anastasiadis “bu doğal gazdan Türkçe Konuşan Kıbrıslıların da hakkı olacak” diyor. Fakat Sn Akıncı bu açıklamayı pek samimi bulmuyor. Çünkü Kıbrıs Cumhuriyeti hükümeti Yunanistan ve İsrail hükümetleri arasında Doğal gazın Avrupaya Girit adasının üzerinden taşınması ile ilgili antlaşma yapıyor. Bunun üzerine Akıncı ve TC hükümeti, Kıbrıs Cumhuriyeti hükümetini tek taraflı davranmakla suçluyor. TC hükümeti de bunun üzerine, “Bizde Kıbrısın Kuzeyinde Petrol arama çalışmalarına başlayacağız” şeklinde KC hükümetini tehdit ediyor. Bunun üzerine TC hükümeti Kıbrıs Cumhuriyetini adanın Kuzey’inde petrol aramlarına başlamak ile tehdit etti ve Kıbrıs Münhasır ekonomik bölgesine savaş gemileri yolladı. Bu, yeni bir çatışma çıkarabilecek tehlikeli bir eylemdi. Maalesef, geleneksel sol parti CTP, Sosyal Demokratların partisi TOP ve yeni iktidar sınıfı partisi HP’den oluşan yeni KKTC hükümeti, savaş gemilerinin gelmesi ve petrol araşıtması yapılmasını desteklediler.

Tüm bu sorunlar nasıl çözülebilir? Ortak görüş, Kıbrıs Federasyonun hayata geçirilmesidir. Fakat bu nasıl olacak? Hala daha Türkçe ve Rumca konuşan Kıbrıslılar arasında korku, güvensizlik ve nefret var. Hala daha her iki toplumdan bulunamayan kayıp şahıslar var. Hala daha 1960 – 1974 arası yapılan katliam ve cinayetlerin katilleri bulunamadı veya açıklanmadı. Hala daha her iki toplum geçmişde yapılan hataları kabul edip birbirlerinden özür dilemediler. Bu durumda sorarım sizlere… Kıbrısta Federasyon Nasıl Olacak?!!!

Bunun Kapitalist sistemde olmayacağı bellidir. İktidar sınıflarının çelişen çıkarları arasında uzlaşıya varılamaz. Bu sadece milliyetçiliği besler. Sol’un bunu kavraması gerekiyor.

Halk bu durumdan bıkmış durumda. Çözüm isteyen Kıbrıslı Türkler, Kıbrıslı Rumlar, Türkler ve Göçmenler temsil edilmiyor.

Geleneksel sol partiler küçük burjuva partilere dönüştüler. Yani sözde Federasyon ve çözümü desteklediklerini söyleseler bile, pratikte, statükoyu devam ettiriyorlar.

Sendikaların, adanın kuzeyinden ve güneyinden insanların, Yunanistan ve Türkiye’deki halkların bulunacağı, siyasi eşitliğin olduğu, tüm orduların adadan ayrıldığı, gerçek bir bağımsızlığın ve barışın olacağı sosyalist bir federasyon için uğraşacak, yeni bir sol cephe kurulması gerekiyor.

Hepinizi mücadelemizde bizi desteklemeye çağırıyorum.

Σχολιάστε

Εισάγετε τα παρακάτω στοιχεία ή επιλέξτε ένα εικονίδιο για να συνδεθείτε:

Λογότυπο WordPress.com

Σχολιάζετε χρησιμοποιώντας τον λογαριασμό WordPress.com. Αποσύνδεση /  Αλλαγή )

Φωτογραφία Twitter

Σχολιάζετε χρησιμοποιώντας τον λογαριασμό Twitter. Αποσύνδεση /  Αλλαγή )

Φωτογραφία Facebook

Σχολιάζετε χρησιμοποιώντας τον λογαριασμό Facebook. Αποσύνδεση /  Αλλαγή )

Σύνδεση με %s

Ο ιστότοπος χρησιμοποιεί το Akismet για την εξάλειψη των ανεπιθύμητων σχολίων. Μάθετε πως επεξεργάζονται τα δεδομένα των σχολίων σας.

Αρέσει σε %d bloggers: