Kıbrıs’ta Altın Madenciliğine Karşı İnisiyatif

Basın bülteni:

Aktivistler ve örgütler olarak bu inisiyatifi Hellenic Coper Mines (Helen Bakır Madenleri, HCM)’in, Kıbrıs’ta altın madenciliğine başlamayı amaçladığını öğrendiğimiz zaman oluşturduk.

Maden çıkarma süreci plana göre Skouriotissa’daki Fukasa madeninde gerçekleşecek. HCM’nin Çevre Bakanlığı’na verdiği ilgili rapora göre, şirket öncelikli olarak Fukasa madenindeki atıklardan gelen cevherleri kullanacak. Ayrıca, HCM Mathiatis’deki Stroggylo madeninin cevherlerinde bulunan altının çıkarılması için de izine başvurdu. Aktivistler ve örgütler olarak süreç boyunca, şirketin diğer madenlerin cevherlerinden de altın çıkarmak istediğini düşünüyoruz. Altını çıkarmak için şirket siyanür kullanacaktır. Bu ise büyük bir risk yaratmaktadır çünkü madende cevherlerdeki altın miktarı çok düşüktür (sadece 0.8gr / kilo), dolayısıyla şirketin çok fazla siyanür kullanması gerekecektir. Siyanür, yağmur suları, hava ve rüzgârla savrulan toz toprak ile yakın bölgelere ve yeraltı sularına aktarılacaktır.

Mathiatis’te hali hazırda Altın Madenciliğine Karşı Halk Komitesi oluşturuldu ve Strogylos Madeni’nin yeniden açılmasına karşı çıkılıyor.

Bununla birlikte, HCM, Skouriotissa’daki cevherleri siyanür ile işlerken, kullanabilecekleri yeni madenlerin arayışını da sürdüreceklerdir. Bu nedenle, Skouriotissa’daki Altın madenciliğini durdurmamız gerekiyor.

Kıbrıs’ta altın madenciliğide dâhil omak üzere her türlü madenciliğe karşıyız çünkü:

Altın çıkarmak için en tehlikeli zehirlerden biri olan siyanür kullanılacaktır. Bu zehirli madde Birinci ve İkinci Dünya Savaşında kimyasal silah olarak kullanılmaktaydı.

Dünyada pek çok ülkede, siyanürün maden ocaklarından yer altı ve yer üstü sularına karıştığı kazalar meydana geldi. Bu kazalar ciddi çevre felaketlerine neden olup insanların hayatlarını tehlikeye attı. Bundan ötürü Avrupa Parlamentosu maden endüstrisinde siyanür kullanımına yasak koymuştur.

Fukasa madenindeki cevherlerden zaten asit sızmaktadır. Sadece bunu bilmek, şirketin hazırladığı raporda yazan su atığının % 100 geri dönüştürüleceğinin gerçekliği konusunda şüpheci olmamız ve altın madenciliği başlatıldığında siyanürle kirlenmiş su sızıntısı riski bulunduğunu anlamamız için yeterlidir.

Kıbrıs’ta, Mitsero ve Lefke’deki Xeros’da siyanürün etkisi altında kalan bölgeler vardır. Şirketlerin bu bölgelerin rehabilitasyonu için tedbir almaması, toprak ve su kirliliğine neden oldu. 1982 tarihine kadar Mitsero’da HCM faaliyet göstermekteydi.

Şirket, 240 kilo altın çıkarmak için bir yılda 100 ton siyanürün kullanacağını iddia etmektedir; Fakat araştırmalara göre altın çıkarmak için gereken siyanürün miktarı artabilir. Cevherlerdeki altın miktarı 1 gr/tn’den az olduğu için bir kg altın çıkarmak için bir ton yani 1000 kg siyanür gerekebilir.

Şirket yılda 240 kg altın çıkarmayı planlamaktadır. Şirketin amaçladığı maden miktarını çıkarmak için, Skuriotissa’daki bölgenin haricinde, eski maden ocakları; UNESCO’nun anıt olarak önerdiği Mathiatis’in eski maden ocağı gibi pek çok farklı bölge de kullanılacaktır. Mathiatis’te bulunan eski maden ocağının yeniden işlemesiyle binlerce çam kökünden sökülecek ve antik maden galerisi yıkılacaktır.

Kıbrıs’ta şirketin bugün üretmek istediği altın miktarı, Kıbrıs’ta en son 1942 yılında 13 maden işletmesi aynı anda aktifken üretildi. 1980-82 yıllarında aynı şirket Skouriotissa ve Sia’da yalnızca siyanür kullanarak aynı yöntemlerle sömürdüğünde üretilen altın bugünkü üretiminin yarısıydı.

2011 yılında, Kıbrıs’ta altın madenciliği için 55 adet izin çıkarılırken Jeoloji Bakanlığı’na 25 adet terk edilmiş maden kaydedildi ve madenlerin restorasyon amacıyla özel sektöre kiralanmalarına karar verildi. Bu nedenle, şirket Mathiat Madeninin işletmesine talip olduktan sonra, diğer madenlerde ve/veya ekonominin diğer önemli sektörlerinde de talepte bulunmaya devam edecektir ki bu çevremizin ve sağlığımızın tehlikeye atılabileceğini gösterir.

Maden çıkarılırken doğaya, suya, toprağa ve rüzgâra, serbest biçimiyle öldürücü olabilen civa, arsenik, kurşun, baryum vb. tehlikeli elementler karışacaktır.

Skuriotissa Maden Ocağı civarında organik tarım yapılmaktadır. Bugüne kadar maden ocağının işlemesi, organik tarımı olumsuz etkilememişti ama madenciliğin alanı genişletilirse, siyanür rüzgâr, yer altı suları ve tozlarla tarım alanlarını etkileyecektir. Bu da civar köylerin ekonomisini olumsuz yönde etkileyecektir.

Madencilikten kaynaklanacak zehirli toz sadece kendi çevresinde sınırlı bir alanı değil, çok daha geniş bir alanı zehirleyecektir. Sahra Çölü’nün kumunun 1500 kilometre uzaklıktaki Kıbrıs’a rüzgârla taşındığını düşünürsek, o zaman, zehirli tozun, 1,5 km uzakta olan Katidata’ya, yaklaşık 3 km uzakta olan Linu ve Flasu’ya, 6 km uzaktan olan (Güzelyurt) Omorfo’ya, 60 km uzakta olan Lefkoşa’ya varmasının, hiç de zor olmadığını anlayabilmekteyiz. Şirketin tüm ölçümlerine rağmen herhangi bir mevzuatta asgari emniyet altına alınmış toz bedelinin olmadığını şirketin kendisinin itiraf etmesi nedeniyle tozun ne kadar üretileceği bizi endişelendiriyor.

Bu boyuttaki madencilik sadece tarımı değil turizmi de olumsuz etkileyecektir. Hiçbir turist, bir maden ocağının yanında tatil yapmak istemez.

Açık işletme maden ocakları, aynı zamanda çevre ısısını arttırırlar. Zaten bilim insanları, küresel ısınmaya bağlı olarak Kıbrıs’ın 2050 yıllında ortalama 4 derece ısınacağını tahmin etmektedir. Maden faaliyetleri başlayıp sürdürüldüğünde Kıbrıs’ın iklimsel ısınma sürecinin hızlanacağını tahmin edebiliriz.

1 kilo altın madeni çıkarmak için 1000 kilo siyanür, 40.000 kWh enerji ve 477.000 litre su gerekeceği ve üretim sürecinin sonucu olarak 11,5 ton karbondioksit yayılacağından ötürü altın madenciliği ve işletmeciliği, sürdürülebilir gelişme mantığına aykırıdır. Belirli bir maden çıkarma işlemi esnasında şirket, ne kadar enerji kullanacaklarını, ne kadar karbondioksit üreteceklerini belirtmemiştir. Ayrıca çıkarılacak her bir kilo altın için 1 milyon litre su anlamına gelen 1000 metreküp su kullanacaklarını iddia etmektedir! Skouriotissa bölgesinde, tüm Kıbrıs’ta olduğu gibi çok büyük bir su sorunu vardır. Bu şartlarda böyle uçuk miktarlarda suyun kullanılması suçtur.

Şu anda, altın madenciliği toplum için gerekli değildir. Dünyada çıkarılmış 170.000 ton altınının, %50’si süs eşyalarında, %19’u özel yatırımlarda,%17’si devlet yedeklerinde kullanılmakta ve sadece %12’si toplumun bütünlüğüne faydalı olan teknolojik ürünlerde kullanılmaktadır!

Madencilik faaliyeti çevreyi ve sağlığımızı olumsuz etkilemekte ve sadece birkaç şirkete kazanç sağlamaktadır.

Avrupa Parlamentosu’nun çoğunluğu, maden endüstrisinde siyanür kullanımının yasaklanması yönünde oy kullandı. Macaristan ve Slovakya’da siyanür kullanımına yasak getirildi.

Biz bunu kabul edecek miyiz? Hayır!

Bütün bu nedenlerden ötürü taleplerimiz şunlardır:

  • Altın madenciliği için şimdiye kadar verilmiş izinler geri alınsın.

  • Ormanlar ve antik anıtlar korunsun.

  • Kirletilmiş bölgelerin rehabilitasyonu yapılsın.

  • Organik tarım ve ekoturizm gibi çevre dostu ekonomik faaliyetlerin geliştirilmesi için inisiyatif oluşturulsun.

  • Bugüne kadar çıkarılmış altın madeninin tamamının etkili biçimde kullanılması için elektronik cihazların (bilgisayarlar, cep telefonları vb.) geri dönüşümde değerlendirilsin.

NEDA – Yeni Enternasyonalist Sol
Doğrudan Demokrasi Hareketi
Mathiatis Tarih ve Çevre Koruma Topluluğu
Mathiatis’te Yeniden Açılan Antik Madenden Etkilenenler Topluluğu
Dromolaxia – Meneu Inisiyatifi
Lefke Çevre ve Tanıtma Derneği
Anakyklos Perivalontiki
DRAN+
Advertisements

Σχολιάστε

Εισάγετε τα παρακάτω στοιχεία ή επιλέξτε ένα εικονίδιο για να συνδεθείτε:

Λογότυπο WordPress.com

Σχολιάζετε χρησιμοποιώντας τον λογαριασμό WordPress.com. Αποσύνδεση / Αλλαγή )

Φωτογραφία Twitter

Σχολιάζετε χρησιμοποιώντας τον λογαριασμό Twitter. Αποσύνδεση / Αλλαγή )

Φωτογραφία Facebook

Σχολιάζετε χρησιμοποιώντας τον λογαριασμό Facebook. Αποσύνδεση / Αλλαγή )

Φωτογραφία Google+

Σχολιάζετε χρησιμοποιώντας τον λογαριασμό Google+. Αποσύνδεση / Αλλαγή )

Σύνδεση με %s

Αρέσει σε %d bloggers: